THE Geleneksel İftar Yemeği Gerçekleştirildi

Türk Hukuk Enstitüsü Geleneksel İftar Yemeği Programına katılımları ile şeref veren Sayın MHP Genel Başkan Yardımcıları Oktay ÖZTÜRK, Mehmet GÜNAL, Mevlüt KARAKAYA, Ruhsal DEMİREL ile Milletvekillerimiz Zuhal TOPCU ve Mehmet PARSAK, MHP Disiplin Kurulu Başkanı Halil ÖZTÜRK, MYK ve MDK Üyeleri Oğuz TURHAN, Vahit DOĞAN, Adem ÖZBAY, Yücel Bulut, MHP Ankara İl Başkanı Fatih ÇETİNKAYA, HSK Üyesi Hamit KOCABEY, HSK Eski Üyeleri Ramazan KAYA ve Mehmet DURGUN, Ankara Barosu Başkanı Hakan CANDURAN, Entitümüzün Onursal Başkanlarına, Yargıtay, Danıştay, Sayıştay, İstinaf ve Ankara Adliyeleri değerli Hakim ve Cumhuriyet Savcıları ile avukat meslektaşlarımıza sonsuz teşekkürlerimizi sunuyoruz.


Başkanımız Sn. Tarkan TOPER'in konuşması
 

Milliyetçi Hareket Partisi’nin değerli divan üyeleri, milletvekilleri, Hakimler Savcılar Kurulu’nun değerli üyeleri, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay ve Danıştay’ımızın değerli başkan ve üyeleri, üniversitelerimizin değerli öğretim üyeleri, Adalet Bakanlığı değerli yöneticileri, Bölge Adliye ve Bölge İdare Mahkemeleri değerli başkan ve üyeleri, Ankara Barosu’nun değerli başkan ve yöneticileri, Enstitümüzün onursal başkanları, diğer hukuk derneklerimizin başkanları ve yöneticileri, değerli hâkim, savcı ve avukat meslektaşlarımız hepinizi kurumum adına en derin sevgi ve saygılarımla selamlıyorum. İftar yemeğimize hoş geldiniz, şeref verdiniz.
 
1977’de kurulmuş Türk Hukuk Enstitüsü’nün 40. yılını idrak ediyoruz. 40. yılımıza denk gelen geleneksel iftar yemeğimize çoşkulu katılımlarınız bize güç ve moral vermiş, sorumluluklarımızı tekraren hatırlatmıştır.
 
Değerli meslektaşlarım, değerli hukukçular;
Türk Hukuk Enstitüsü yalnızca avukatlık mesleğine yönelik bir dernek değildir. Binlerce avukatın, akademisyenin ve yargı mensubunun  hatta mülki idareciler ile bürokratların gönlünde yer etmiş, geçmişinde bir parçasını taşıdığı önemli bir kurumdur. Fikri ve bilimsel namusa bağlı kalarak  40 yıldır camiamızın güçlü sesi olduk; güçlü sesi ve sözü olmaya devam edeceğiz.
 
Bu büyük potansiyele rağmen Enstitü’müzün istenilen seviyede olmadığını biliyoruz. Bu yönde yönetimde olan arkadaşlarımızla önemli tespitler ve değerlendirmeler yapmış bulunmaktayız. Bir dizi plan ve program çerçevesinde en kısa sürede Enstitü’müzü potansiyeline yakışır bir seviyeye çıkarmak; adı gibi tam bir enstitüsü yapma azmini ortaya koymuş bulunmaktayız. 40. yılını idrak ettiğimiz bu yıl içerisinde sizlerinde desteği ile birçok faaliyet yapmayı planlamaktayız.
 
Bu etkinlikler çerçevesinde; öncelikle üyeliklerin güncellenmesi çalışmalarını başlattık. Bu çalışma sayesinde üyelerimizle gönül köprülerini onaracağımızı düşünmekteyiz. Biz düğünümüzde, cenazemizde, zorumuzda, darımızda gönülleri bir atan,  büyük bir camiayız. Gönülleri bir olanları bir araya getirmek ve kaynaştırmak da Enstitü’müzün başlıca görevidir.
 
Değerli hukukçular;
“20. yüzyılda en çok hangi millet zulme uğramıştır?” diye bir soru sorulsa, vicdanlı ve donanımlı her bir tarihçi tereddütsüz Türkler diye cevap verir. Temel insan hak ve özgürlükleri söz konusu olduğunda çifte standarda maruz kalan hep biz Türkler olmuştur. Çifte standardın ana vatanı olan Avrupa’da ırkçılık hortlamış, ekmek parası için oralara yerleşmiş vatandaşlarımız baskı altına girmiştir. Diğer coğrafyalarda soydaş ve dindaşlarımızın maruz kaldığı haksızlıklar ve zulümler de malumunuzdur. Bu husus Türk Hukuk Enstitüsü tarafından önemsenmekte ve tüm soydaşlarımızın haklarını hukuken korumak için özel çalışmalar yapmayı planlamaktayız. Son dönemde Avrupa’da tekrar hortlayan ırkçılık ve yabancı düşmanlığı sebebiyle oralarda yaşayan soydaş ve dindaşlarımız başta olmak üzere; tüm dünyada ortaya çıkabilecek  hak ihlallerinin tespiti ve duyurulması ile bu ihlallerin önlenmesi için çalışmalar yapmak üzere Enstitü’müz bünyesinde “insan hakları izleme komisyonu” kurulma kararı alınmış, komisyon başkanı belirlenmiş ve kuruluş çalışmaları devam etmektedir.
 
Değerli meslektaşlarım, hepinizin Milliyetçi Avukatlar Grubunu yakından tanıdığınızı biliyorum... Milliyetçi avukatlar kısa zamanda üç büyük şehirde baro seçimlerine girerek saygın bir konum elde etmiştir. Evet, Milliyetçi Avukatlar Grubu bizim bünyemizde, üyelerimiz tarafından baro seçimlerine girmek ve avukatlık mesleğinin sıkıntılarına yeni bir bakış sunmak için kurulmuştur. Hali hazırda ise Türk Hukuk Enstitüsü bünyesinde “milliyetçi avukatlar komisyonu” olarak çalışmalarına devam etmektedir. Milliyetçi avukatlar komisyonu, avukatlık mesleğinin sorunları ve çözümlerine yönelik çalışmalarının yanı sıra baro seçimlerine yönelik çalışmalar da yapmaktadır. Anadolu’da birçok baro başkanı Enstitümüzle gönül bağı olan arkadaşlarımızdır. Yapacağımız çalışmalarla bu sayının artması en büyük amacımızdır. Avukatlık mesleğinin sorunlarının çözümüne büyük katkı sunacağına inandığımız Milliyetçi avukatlar komisyonunun çalışmalarına tüm meslektaşlarımızı davet ediyoruz.
 
- Enstitümüz bünyesinde, en yakın zamanda Türk dünyası hukuk komisyonu kurulmasına karar verilmiş olup bu komisyon sayesinde kardeş ülke ve coğrafyalardaki meslektaşlarımızla ilişkilerimiz artırılacak ve karşılıklı projelerle gönül bağımız güçlendirilecektir.
 
- Türkiye Barolar Birliği’nin öncülüğünde kurulmuş Türk dünyası ülkelerinde bulunan barolar ile işbirliği dayanışma ve hatta Türk dünyasına yönelik olarak ortak baro ve tahkim oluşturma amacını da taşıyan TÜRKAV’ın faaliyetlerini yakından takip etmek ve destek vermeyi arzulamaktayız.
 
- Yine hukuk alan ve branşlarına göre komisyon kurma çalışmalarımız başlatılmıştır. Bu hususlarda katkı verecek arkadaşalarımızı komisyonlarda aktif görev almaya davet ediyoruz.
 
- Dergi, burs, konferans  ve şube açma çalışmalarına hız verilecektir.
 
- Sonbahar’da birliğimizi güçlendiren ve kaynaşmamızı sağlayan geleneksel piknik etkinliğimiz gerçekleştirilecektir.
 
İnşallah gelecek yıl düzenleyeceğimiz iftar yemeğimizde burada anlattığımız ve anlatamadığımız birçok projeyi gerçekleştirmiş olmanın huzuru içerisinde karşınıza çıkmayı Cenabı Allah nasip eder.
       
Değerli meslektaşlarım, değerli hukukçular;
Ülkemiz; hukukçu olmanın, hukukçuyum diyebilmenin kişiye ağır sorumluluklar ve görevler yüklediği bir dönemden geçmektedir. 40 yıllık şanlı geçmişi ile Türk milliyetçisi hukukçulara yuva olmuş Enstitü’müzün ve mensuplarının ise bu görev bilincinin bir adım daha önüne geçebilmesine ve sarsılmaz, yıkılmaz birer kale olmalarına ihtiyaç vardır. Ve durum mecburiyet halini almıştır. 15 Temmuz 2016 günü ‘ihanet’ sözlüklerden çıkmış, ucuz itham sözü olmaktan sıkılmışçasına aleni vücut bulmuş ve saf akılların dahi idrak edeceği hal ile karşımıza çıkmıştır. Ama tarih boyunca olduğu gibi milletimizin kararlılığı ve feraseti ile ‘ihanet şebekeleri’ bir gecede def edilmiştir. Türk milliyetçileri ise lideri önderliğinde tüm kadroları ile tarihte herzaman olduğu gibi yine başarılı bir sınav vermiş, devletine ve hukukuna sahip çıkmıştır. Büyük Türk milleti tüm dünyaya “üstte mavi gök çökmedikçe, altta yağız yer delinmedikçe, ilimizi ve töremizi kimse bozamaz.” sözünü haykırmış ve düşmanlarımıza tekrardan  ve unutulmaz bir şekilde hatırlatmıştır. Menfur olayda hayatlarını kaybeden şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyoruz.
 
Değerli dostlar ;
Bu ihanet gününe bir günde gelinmemiştir. Uzun yıllar boyunca yapılan din istismarı, takiyye,
yabancı servislerle işbirliği, siyasetçilerin seçilme ve ikbal hırsı, Cumhuriyetin temel ilkelerinin aşındırılması bu şer örgütün temel beslenme kaynağı olmuştur. Devletimiz ve milletimiz bu şer odağını ve arkasındaki güçleri artık tanımış ve kökü kurutulana kadar mücadele etme kararlılığını ortaya koymuştur. Köklü ve kadim devlet geleneğine sahip Türkiye Cumhuriyeti devleti ve onu temsil eden görevlileri hırs ve kin ile hiçbir zaman hareket etmemiştir ve bundan sonra da etmemelidir. Tespit edilen yakalanan şüpheliler adalete teslim edilmiş  ve hukuk devleti ilkeleri doğrultusunda yargılanmaları sağlanmaktadır. Bu tavrın ulviyeti iyi anlaşılmalıdır. Benzer olaylarda diğer ülkelerin gösterdiği tavır ve reflekslerle kıyaslandığında bu fark açıkça ortaya çıkmaktadır. Bu süreçte kahramanca mücadele eden yargı mensupları ile güvenlik güçlerine şükranlarımızı sunmayı bir borç olarak görmekteyiz. Onlar bizim kahramanlarımızdır. Onların yüreklerindeki vatan, millet ve devlet sevgisini anlatacak söz onlara verilecek bir ödül akla gelmemektedir. FETÖ/PDY kapsamında yapılan soruşturmalar ve yargılamalarda kanunlara ve evrensel hukuk kurallarına bağlı kalınacağına olan inancımızı tam ve eksiksiz olarak korumaktayız. Fakat gerek örgütün sinsiliği gerek dış güçlerden aldığı yardım ve destek gerekse siyasi ayağına karşı bir türlü yapılamayan operasyonlar dolayısıyla uygulamalarda sıkıntı yaşandığı da bir gerçektir. Toplumda bu hain örgütün tüm mensuplarına karşı eşit davranılmadığına dair kanaat yayılmaktadır. Bu sebeple acil ve ivedilikle FETÖ hain örgütünün siyasi ayağının da deşifre edilmesi ve yargı önüne çıkarılması mecburidir. Suçlu ile suçsuzu ayırabilmek mağduriyetleri ortadan kaldırmak için yine hukuku tam ve eksiksiz uygulamak zorundayız. Türk Hukuk Enstitüsü olarak FETÖ/PDY soruşturmalarına hainlerin tespit ve yargılanmalarına çok önem vermekteyiz. Bu hususta üzerimize düşen her türlü görevi yapacağız. Bundan sonra da devletimizin kritik kadrolarının bir cemaate, gruba teslim edilmeyeceğini veya bu tür yapılanmaların kadrolaşmalarına göz yumulmayacağını umuyoruz. Aksi durumda ‘anasının ak sütü içerisindeki ak kılı görmek’ desturu ile yetişmiş bizler ihaneti gördüğümüz yerde tanır, seslendirmekten ve mücadele etmekten bir an için geri durmayız.
              
Değerli meslektaşlarım, değerli hukukçular;
Tüm yeryüzünde adı konulmamış bir savaş yaşandığı artık açıkça hissedilen bir gerçektir. Kimileri bu savaşı emperyal devletlerin kendi arasındaki çıkar çatışmalarına bağlamakta kimileri ise devletleri ortadan kaldırmak isteyen küresel sermaye sahipleri ile kadim devletler arasında olduğunu iddia etmektedir. Savaş kimler arasında olursa olsun her ihtimalde Türkiye’nin büyük bir tehdit altında olduğu gerçeğini kabul etmeliyiz. Ortaya koyacağımız siyasi söylemler, çözüm önerileri bu gerçek ile çeliştiğinde karşılık bulamayacağı gibi ülkemizin tehditler karşısında direncini düşüreceğini de aklımızdan çıkarmamalıyız.
 
Değerli meslektaşlarım,
16 Nisan 2017 tarihinde cumhurbaşkanlığı yönetim modelini içeren Anayasa değişikliği referanduma götürülmüş  ve milletimiz yeni yönetim modelini içeren Anayasa değişikliğine olur vermiştir. Önümüzdeki günlerde Anayasa değişikliğine uygun olarak uyum yasaları çıkarılacağı malum bir gündemdir. Bu sebeple Türk Hukuk Enstitüsü olarak uyum yasası çalışmalarını takip edeceğimizi ve katkı vermeye çalışacağımızı bilmenizi isterim. Gönüllü olarak katkı sunmak isteyen tüm avukat, öğretim görevlisi mensuplarımızı çalışmalarda aramızda görmekten memnuniyet duyarız.
 
Biz potansiyeli büyük bir camiayız. Tüm söylediklerimizi ve daha fazlasını yapabilecek güç ve iradeye sahibiz. 40. yılını idrak ettiğimiz Türk Hukuk Enstitüsü’nü hak ettiği yere taşımak için hep beraber birlikte çalışmak dileği ile saygılarımı sunarım. Ve Ramazan ayının ülkemize hayırlar getirmesini dilerim.


Fotoğrafların devamı için facebook sayfamızı ziyaret ediniz.