Başkanın Mesajı

ANKARA BAROSUNUN  BAZI YÖNETİCİLERİNİN 31.01.2018 TARİHLİ AÇIKLAMASINA DAİR.
 
15 Temmuz hain darbe girişimi ile emperyalist odakların planları alenileşmiş, destekçisi olan devletler belirginleşmiştir. Hain girişimleri bertaraf edilen bu merkezler, başarısızlığı içine sindirememiş, içten ve dıştan maşaları vasıtası ile kadim devletimizi abluka altına alma gafletine düşmüşlerdir.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti içte ve dışta sinsi kuşatmayı kaldırmak için,  egemenlik hakkı ilkesi ve uluslararası hukuka dayanan haklılık ve meşruiyet çizgisi doğrultusunda, terör örgütlerine karşı yakın geçmiş de “Fırat Kalkanı”  bugün de “Zeytin Dalı Operasyonu ”nu başlatmıştır.  Bu haklı mücadele milletimizin de tam desteğini arkasına alarak fedakârca ve başarılı olarak devam etmektedir.
Milletimizin ve Devletimizin el ele vererek ,  bu sinsi kuşatmayı yok edeceğine  inancımız tamdır.
 
Ülkemize “iç savaş” , “bölünme ve parçalanma” , “itaat ve tam teslimiyet” kaderi çizen ve dayatanlar elbette içeride siyasi, sosyal ve ekonomik aktör ve kurumlarını da iyi çalıştırmaktadırlar ve bu hain odaklar vasıtası ile “cephe savaşları” yapmaktadırlar.
 
Bugünde siyasi alanda  milli siyasete karşı, oluşturulma gayreti içerisinde olunan gayri milli başka bir siyasi had  çabası malumdur.
Bazı sivil toplum örgütleri ile ekonomik yapılara da, millilik karşıtı siyasi cepheye lojistik destek verme görevi verilmiştir.
 
Bu manada  üniversitelerde kadro işgal eden ve devletten maaş alan bazı öğretim görevlilerinin, Türkiye Tabipler Birliği’nin ve Ankara Barosunun bazı yönetim kurulu üyelerinin yaptıkları açıklamalar  buna örnek gösterilecek çaba ve çalışmalardır.  Gayri milli amaçlara hizmet için yapılmış bu faaliyetler elbette cılız ve zayıf kalmaya mahkûm çabalardır.
 
 Afrin’ e yönelik “Zeytin Dalı Operasyonu” bu yapıların belirginleşmesinde turnusol görevi görmüştür.
 
Ordumuz açıkça büyük bir mücadele içerisinde iken, haince açıklamalar ile arkadan hançer vurma uğraşında olanların ve bölücü örgütün siyasi uzantıları ile kol kola girenlerin,  birden ortaya çıkan bir şekilde TÜRK ve TÜRKİYE kelimelerine sahip çıkma gayretleri de bir ironi olsa gerek.  
Yönetim kurulu üyemiz TOLGA DURUOĞLU’ nun ANKARA BAROSU staj komisyon başkan yardımcılığı görevinden alınması ve 7 staj eğitimci arkadaşımızın istifası sonrası konu  ile ilgili olarak 29 Eylül 2017 tarihinde yaptığımız açıklamada ANKARA BAROSU’ nun içine  düşürüldüğü duruma dikkat çekmiştik.  Ve ortaya çıkacak tehlikeleri  söylemiş ve uyarmıştık. 
 
Ankara Barosu Başkanını By-Pass etmeyi alışkanlık haline getiren  BAZI YÖNETİM KURULU ÜYELERİ  31 Ocak 2018 tarihinde Türk tabipler birliğinin hain açıklamasına destek mahiyetinde benzer bir açıklama yayınlamışlardır. BU GAYRİ MİLLİ TUTUMUN TARAFIMIZDAN ANLAYIŞ İLE KARŞILANMASI ve “ FİKİR HÜRRİYETİ” KAPSAMINDA DEĞERLENDİRİLMESİ MÜMKÜN DEĞİLDİR.
 
Bu açıklamaları kamuoyunun gözü önünden kaçırarak “TÜRK” VE TÜRKİYE “ isimleri kaldırılıyor yaygarası ile üstünü örtmeye çalışmak da mümkün değildir.
 
Bu açıklamayı yapanların, barodaki görevlerinden istifa etmeleri gerekir.  
 
Bu kişiler istifa etmeden baro nezdinde yapılacak “meslek ve mesleğin sorunları” ve “baroların içine düştüğü durumu tartışmaya yönelik toplantılara Türk Milliyetçisi avukatların katılması büyük züldür.

Av.Tarkan Toper
Genel Başkan